top of page

Güçlü bir İSG kültürünün temelinde “iletişim” yer alıyor. Risklerin doğru anlaşılması, önlemlerin uygulanması ve davranış değişikliği; ancak açık, sürekli ve güven veren iletişimle mümkün.

Aytül Yüksel

İSG iletişiminin kurumsal bir zorunluluktan öte psikolojik ve sosyolojik bir ihtiyaç olduğunu ele aldığım bu yazıda, bir İSG profesyoneli olarak edindiğim saha deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim.

***
İş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca ekipman koruyuculuğuna indirgendiği günlerden epey uzaklaştık neyse ki! Ancak bu kez de uygulamalar büyük ölçüde eğitim, prosedür aktarımı ve denetim üçgeninde sıkışıp kaldı. Bu süreçte öne çıkan ödül-ceza odaklı yaklaşımlar, çalışanların süreci içselleştirmesinin önüne geçerek “güvenlik kültürü” kavramının yalnızca duvarlarda asılı bir slogana dönüşmesine neden oluyor.

Oysa güçlü bir İSG kültürünün temelinde “iletişim” yer alıyor. Risklerin doğru anlaşılması, önlemlerin uygulanması ve davranış değişikliği; ancak açık, sürekli ve güven veren iletişimle mümkün. Bu anlamda İSG iletişimi yalnızca teknik değil; psikoloji, sosyoloji ve kültürel çalışmalar gibi alanlardan da beslenen disiplinlerarası bir çalışma konusu. İnsan davranışını, çalışma kültürünü ve aidiyet hissini anlamadan kalıcı bir güvenlik kültürü kurmak kolay değil.

Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre dünyada her yıl yaklaşık 3 milyon çalışan iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor. Yaklaşık 395 milyon çalışan ise ölümcül olmayan iş kazalarına maruz kalıyor. Bu tablo şunu düşündürüyor: Teknik önlemler kadar iletişim biçimimiz de hayat kurtarıyor.
Çünkü insanlar yalnızca “kuralları duyarak” değil, onları anlayıp içselleştirerek güvenli davranış geliştiriyor. Düzenli iletişim; risk farkındalığını artırıyor, kazaları ve ramak kala olaylarını azaltıyor, çalışan katılımını güçlendiriyor, kurum içinde güven kültürü oluşturuyor, verimlilik ve çalışan bağlılığını destekliyor.

İSG iletişiminde en önemli konulardan biri, çalışanı sürecin parçası haline getirmek. Tek yönlü iletişim artık yeterli değil. İnsanların soru sorabildiği, katkı verebildiği ve kendi deneyimini paylaşabildiği alanlar yaratmak gerekiyor. Uzun prosedür metinlerindense sade, anlaşılır ve günlük hayata dokunan içerikler daha etkili oluyor. Ayrıca çalışanların yaşı, eğitim düzeyi, çalışma koşulları ve sosyokültürel yapıları da mutlaka gözetilmeli. Aynı mesajın herkes üzerinde aynı etkiyi yaratmadığını kabul etmek gerekir.

Bu noktada doğru hedef kitle ve profil tanımlamasıyla birlikte; görsel uyarılar, mikro eğitimler, gerçek vaka hikâyeleri, Toolbox toplantıları, video içerikleri, dijital iç iletişim kampanyaları önemli araçlar haline geliyor.
İletişimin sürekliliği de kritik önemde. İSG yalnızca denetim zamanı hatırlanan bir başlık değil, kurum kültürünün yaşayan bir parçası olmalı.

Bu konuda yaşadığım bir örneği anlatarak yazımı toparlamak isterim.

Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’nin en bilinen markalarından birine ait bir fabrika için planladığımız kampanya sonrası saha ziyaretine gitmiştik. Planın dışına çıkılarak belirlediğimiz sloganın zeminden duvarlara kadar her yere büyük stickerlarla yerleştirildiğini gördüm. İlk anda oldukça irrite olduğumu söyleyebilirim. Ancak kendi duygumu geri plana çekerek rastgele konuştuğum bir çalışanın ne hissettiğini anlamaya çalıştım. Çalışan, bu sloganla ne anlatılmak istendiğini anlamadıklarını, kendilerine hiçbir açıklama yapılmadığını ve sürekli karşılarına çıkan bu mesajı zamanla itici bulmaya başladıklarını söyledi. O an şunu çok net gördüm: İletişim yalnızca görünür olmakla değil, bağ kurabilmekle ilgiliydi.

Başka bir kurumun fabrikasında ise çalışanların katılımıyla oyunlaştırılmış ve birlikte üretilmiş video serileri hazırlamıştık. Çalışanlar sürecin içine girdikçe kampanya sahiplenildi ve bir fabrikada başlayan çalışma zamanla globalde 30 fabrikaya yayıldı. Kültürün tam da böyle oluştuğunu bu iyi uygulama örneğinde gördüm. Çünkü bu kez yalnızca İSG ekiplerinin değil, fabrika çalışanından yönetime kadar geniş bir kitlenin sahiplendiği bir yapı ortaya çıkmıştı.

Bazen doğru zamanda kurulan bir cümle, oluşturulan bir bağ; onlarca koruyucu önlem kadar etkili olabiliyor.

İletişim

+90 532 362 8652

Pupa Eğitim ve Danışmanlık Logo

Pupa

Eğitim ve Danışmanlık

Telif Hakkı © 2022 Pupa Eğitim ve Danışmanlık Tic. Ltd. Şti. - Tüm Hakları Saklıdır.

Haber Listesi Üyeliği

Mail listemize katılın

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz!

bottom of page